AİHM Kararına İlk Tepkiler
AİHM’nin Türkiye’deki nüfus kayıtlarında dini hanesi bulunmasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı bulan kararına tepkiler nasıldı.
İlk olarak Diyanet’ten sorumlu eski Bakan Prof. Dr. Sait Yazıcıoğlu‘ndan gelen yoruma bakalım.

İnternethaber’den Nergis DEMİRKAYA’nın haberine göre;
“Nüfus cüzdanlarındaki din bölümüne İslam yerine Alevilik yazılmasını, Alevilik din değil diyerek reddeden Yazıcıoğlu din hanesinin tamamen kaldırılmasına ise karşı çıkmadı. “Nüfus cüzdanlarından din hanesinin tamamen çıkması ayrı bir tartışma” diyen Yazıcıoğlu’nun bu konudaki görüşleri şöyle:
“Ateist biri olsa ve bu kişinin din hanesine yasa gereği İslam yazılsa bu ne kadar doğru olur. Veya İslam dışı bir dini benimseyebilir. Buna da İslam yazmak ne kadar kabul edilebilir. Bunun mantığı yok. İnanç insanın gönlünde, beyninde olan bir şey. Bir yere yazılıp yazılmaması önem taşımaz.”
Anka Haber Ajansının haberine göre, aleviler bu karardan memnuniyetini dile getirdi. Görüşüne başvurulan Yekta Güngör Özden ise AİHM’ni Aleviliği din olarak kabul etmesi nedeniyle eleştirdi. Anka’nın haberini kullanan Cumhuriyet Gazetesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Fevzi Gümüş ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız’ın açıklamalarına yer verdi.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Fevzi Gümüş, sorunun Türkiye’deki laiklik anlayışının bireylerin özel hayatlarına, inanç özgürlüklerine müdahaleye açık olmasından kaynaklandığını ve dini inanç ile birey arasındaki ilişkinin özel bir ilişki olduğunu vurguladı.
“Bu ilişki üçüncü kişileri ilgilendirmediği gibi devleti de ilgilendirmediği açıktır. Devletin bireylerin inançlarını açıklamak zorunda bırakması, bunu resmi bir belgede tescil etmesi açıkça bireyin inanç özürlüğüne aykırıdır. Kimliklerde din hanesinin yer alması kişinin özel hayatın gizliliğine ilişkin hakkının ihlalidir, laiklik anlayışına aykırıdır. Dolayısıyla din hanesinin kaldırılması gerekir. Alevilerin de istediği din hanesine ‘alevi’ yazılması değil, din hanesinin kimlerden tamamen çıkarılmasıdır. Devletin inançlar karşısında tarafsız olması gerekir, hiçbir bireyin inancını açıklamaya zorlayacak bir yaklaşım içinde olamaması gerekir.”

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız da, yaptığı açıklamada, AİHM’in kararının bekledikleri bir karar olduğunu belirterek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı kararı uygulamaya davet etti. Nüfus cüzdanlarında ‘Alevi’ yazılmasını de istemediklerinin altını çizen Balkız, “Çünkü devlete lazım olan nüfus cüzdanlarındaki temel bilgilerdir; adı, soyadı, doğum tarihi. gibi. Bunun dışında kişinin dindar olup olmadığının, dindar ise hangi mezhebe mensup olduğunun devlete bir yararı yoktur. Bu hassasiyet o şahsı, başkalarına karşı korumak adınadır. Devletin bu bilgiye ihtiyacı yoktur, ama bizimki ihtiyaç duyuyor ki; nüfus cüzdanındaki din hanesine bakarak yurttaşlarını sınıflandırıyor” dedi.

Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden ise, mahkemenin kimlik hanesinde “Alevi” yazmamasının din ve vicdan özgürlüğünün ihmali olduğuna hükmetmesini ise eleştirdi. AİHM’in verdiği bu kararlar Aleviliği din olarak kabul ettiğini ve bunun da tehlikeli bir gelişim olduğunu öne süren Özden, şöyle konuştu:
“Alevilik din değil mezheptir. Avrupa Konseyi Üyelerinin kimileri, AB İlerleme Raporlarında ‘dinsel azınlık’ deyimini kullandı. Türkiye’deki mezheplerin bir azınlık olarak tanınmasını gerektiriyor. Oysa aynı soydan gelen insanların inançlarındaki mezhep ayrılığını azınlık olarak nitelendirilmesine elverişliği olmadığını herkes kabul eder. Bence bu yolla verilen karar bana göre yanlış. Bilindiği gibi eski nüfus cüzdanlarında din hanesinden sonra birde mezhep hanesi vardı. Oraya Hanefi veya Alevi diye yazılıyordu. Şimdi oraya din aynı olduğuna göre, din kaydı bulunduğuna göre, Aleviliği din olarak görürcesine mezhepleri azınlık saymak tehlikelidir.”













