Friday, February 10, 2012 14:24

Türk Hukuk Enstitüsü Anayasa Değişiklikleri Raporu

Posted by on Cumartesi, Haziran 5, 2010, 0:26
Bu Yazı FAALİYETLERİMİZ Kategorisinde ve 0 Yorum var .

Raporun Tamamını Okumak İçin Tıklayınız

Anayasada 5982 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler hakkındaki Türk Hukuk Enstitüsü Raporunda özetle şu hususlara yer verildi:

  • Anayasa DeÄŸiÅŸikliÄŸi konusu, 2002 yılı Kasım ayında yapılan milletvekilliÄŸi genel seçiminde AKP’nin tek başına Türkiye Büyük Millet Meclisi çoÄŸunluÄŸunu elde etmesiyle birlikte gündeme oturmuÅŸtur. Sekiz yıldır aralıksız süren bu söylemlere göre, 177 maddelik anayasanın ilk üç maddesi dışında kalan 174 maddesinin deÄŸiÅŸtirilmesi sorunu çözmeyecektir. Tamamen yeni bir sivil anayasa yapılmalıdır.

Anayasa Mahkemesince verilen kararlar ışığında bakıldığında, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çoğunluğa sahip iktidar partisi olan AKP, Anayasanın 2. Maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında belirlenen demokratik ve laik nitelikleri ortadan kaldırmaya çalışan bir partidir. Bu ilkelere aykırı sonuçlar doğuran anayasa değişikliklerini ve odak tespitinde sayılan eylem ve işlemleri gerçekleştirmiştir.

Böylece, neden yeni bir anayasa gereğinin dillendirildiği sorusu da cevabını bulmuş olmaktadır.

  • Anayasa Mahkemesi’nin kapatma yerine Devlet yardımından yoksun bırakma yönünde karar vermesinin iyi deÄŸerlendirilmesi gerekmektedir. Türkiye’nin demokratikleÅŸmesi sürecine olumlu bir katkı vermek isteyen Anayasa Mahkemesi bu kararıyla bir nevi iktidardaki siyasi partiyi ikaz etmiÅŸ, ihtarda bulunmuÅŸtur. Beklenen; seçimlerde en yüksek oyu alan partinin, demokratik ve laik niteliklerle uyumlu hale gelmesidir. Bu uyumluluk saÄŸlanmış mıdır?

 

  • Ülkemizde son zamanlarda yaÅŸanan geliÅŸmeler, uyumluluk beklentisinin aksine, çatışma ve ayrımcılık politikalarının körüklendiÄŸini göstermektedir.

Devletin Anayasayla öngörülen temel düzenini güç kullanarak değiştirmeye çalışan bir Terör Örgütünün varlığından bahisle açılan Ergenekon Soruşturması, temel varsayımı Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerleştirilmesi şeklinde algılanarak, yurt içi ve yurt dışında olumlu karşılanmıştır. Bu gün itibariyle bakıldığında ise gelinen noktada soruşturmanın algılanan amacı ve temel varsayımından çok uzaklaştığı görülmektedir. Nasıl Demokrasinin kurum ve kurallarından faydalanarak anti demokratik sonuçlar amaçlanması tehdidi varsa, hukuki kurum ve kuralların da hukuk dışı amaçlara alet olarak kullanılması ihtimali gözden uzak tutulamaz.

  • Yargı organları, siyasi iktidarları hukuk çerçevesinde denetlediÄŸi ve hukuka aykırı eylem ve iÅŸlemleri ortadan kaldırdığı ölçüde, doÄŸal olarak iktidarın hedefi haline gelecektir. Ancak bu gün yaÅŸadığımız örnek, farklı hukuki düşüncelerden kaynaklı deÄŸil, Devletin temel niteliklerini deÄŸiÅŸtirme çabasından kaynaklı tepkilerdir. Yargı, deÄŸiÅŸtirilmek istenen temel niteliklere sahip çıktığı ölçüde eleÅŸtirilmekte ve hedef alınmaktadır.

 

  • Paketin hazırlığı aÅŸamasında uzlaÅŸmacı bir yaklaşım ihtiyacı hissedilmemiÅŸtir. Aksine, saygısız ve tahrik eden bir üslupla siyasi partiler ve STÖ’ler sadece bilgilendirilmiÅŸtir. Özellikle hedef alınan yargı organlarından yapılan açıklamalar ise siyasi iktidar tarafından hiç duyulmamıştır.

 

  • Yargıdaki Erzincan Krizi sonrası gündeme gelen ve daha önceki deÄŸiÅŸiklik çalışmalarıyla baÄŸlantılı olmayan ve yargı reformu adı altında hazırlanan bu deÄŸiÅŸiklik paketi; gerçekten demokratik açılımlar elde etmeye deÄŸil, siyasi çıkar saÄŸlamaya yönelik bir stratejik hareketten baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Pakette yer alan sözde bir takım demokratik açılımlar da bu ortamda kullanılabilecek propaganda malzemesi elde etmek amacıyla sınırlıdır.

 

  • DeÄŸiÅŸikliklerin ana gerekçesi; halkın katılımı ve demokratik yöntemlerle Anayasa yapmaktır. Bu güne kadar gerçekleÅŸmediÄŸi ileri sürülen demokratik yöntemler ve halkın katılımı bu paketle saÄŸlanacaktır. Bu söylem öncelikle yukarıda bahsi geçen hazırlık yöntemiyle baÄŸdaÅŸmamaktadır. DeÄŸiÅŸiklik çalışmalarına iktidardaki siyasi parti dışında kimsenin katılımına imkân verilmemiÅŸ ve bir uzlaşı aranmamıştır.

 

  • Toplumsal kültürü, bu kültürü oluÅŸturan öğeleri ve dolayısıyla pratikleri farklı iki ülkenin aynı kurallar ve kurumlarla aynı sonuçlara ulaÅŸması mümkün deÄŸildir.

 

  • TBMM’nin yargı organına üye seçimi, yasama organı yanında yargı organına da bir kiÅŸinin iradesiyle seçilen üyeler kazandıracaktır. Bu durumda, kuvvetler ayrılığı ilkesinden ve dolayısıyla demokrasiden bahsetmek olasılığı da ortadan kalkacaktır. Anayasa Mahkemesi’ne TBMM tarafından üye seçilmesini öngörmek, doÄŸrudan demokratik hukuk devleti vasfını ortadan kaldırmaya dönük bir giriÅŸimdir.

 

  • Anayasaya uygunluÄŸun yargısal yolla yapılması benimsenen ülkemizde, yargı dışı kaynaklardan üyelerin yargı organı içindeki ağırlığının arttırılması da Anayasanın ilk üç maddesi kapsamında deÄŸerlendirilebilecektir.

 

  • Anayasa Mahkemesi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin seçim yöntemiyle genel kurul çoÄŸunluÄŸunu saÄŸlayamayacak ve o kurumun iradesini yansıtamayacak kiÅŸilerin aday gösterilebilmesinin önü açılmaktadır.

 

  • DeÄŸiÅŸikliÄŸe göre, diÄŸer hâkim ve savcılar için birinci sınıf yeterliÄŸi ve 20 yıllık hizmet, üst düzey yöneticiler ve öğretim üyeleri için yine 20 yıllık hizmet gibi koÅŸullar aranmaktayken, Anayasa Mahkemesi raportörleri için hiçbir koÅŸul bulunmamaktadır. Bu garipliÄŸin gerekçesi de belli deÄŸildir. Konunun Anayasa Komisyonundaki görüşmeleri sırasında teklif 5 yıl Anayasa Mahkemesi raportörlüğü yapanlar ÅŸeklinde deÄŸiÅŸtirilerek kabul edilmiÅŸtir. Özetle, Anayasa Mahkemesi Üyesi yapılmak istenen kiÅŸi önce Anayasa Mahkemesi Raportörlüğüne atanacak, ardından üye seçilecekken, Komisyonun deÄŸiÅŸikliÄŸine göre 5 yıl beklemek gerekecektir.

 

  • Anayasa Mahkemesi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliÄŸine atanacaklar arasında sayılan üst kademe yöneticiliÄŸi kavramının içinin doldurulması ve bu yöneticilik süresi için de bir hüküm getirilmesi gerekmektedir.

 

  • Üzerinde fazla düşünülmeden, mukayeseli hukuk baÄŸlamında bahsi geçen ülkelerdeki uygulamaları ve bu uygulamalarla elde edilen tecrübeleri göz önünde bulundurmadan, kamuoyunda yeterince tartışılmadan ve kanun düzenlemeleri konusunda mutabakat saÄŸlanmadan bireysel baÅŸvuru yolu öngörülmesi; yetersiz, birçok soruna gebe ve pratik faydası olmayacak bir düzenlemedir.

 

  • Ceza davalarının anayasa yargısı niteliÄŸi olmadığı açıktır. Bu haliyle, ceza hukuku bilgisi, deneyimi olmayan ve anayasa yargısının niteliÄŸi gereÄŸi olması da gerekmeyen kiÅŸilerden kurulu bir mahkemenin ceza yargılaması yapması, kiÅŸiler için bir güvence teÅŸkil etmemekte, aksine doÄŸal hâkim güvencesine de aykırılık oluÅŸturmaktadır.

 

  • Anayasa Mahkemesi iki bölüm ve Genel Kurul olarak yapılanmış, bölümler ve Genel Kurul için toplantı yeter sayıları öngörülmüştür. ÖrneÄŸin, Genel Kurul bir baÅŸkan ve en az 12 üye ile toplanabilecektir. Nitelikli karar yeter sayıları da toplantıya katılan üye sayısıyla ilgilidir. Bu durumda bölümler ve Genel Kurula katılacak üyelerin belirlenmesi hususunun da Anayasayla çözümü gerekir.

 

  • Mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre faaliyet gösteren bir kurulda, hâkim olmayanların üye olarak yer alması, Devletin temel nitelikleriyle baÄŸdaÅŸmaz.

 

  • Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na doÄŸrudan CumhurbaÅŸkanınca, üstelik hâkim sınıfından olmayan üye atanması, demokratik hukuk devleti ilkesine aykırıdır.

 

  • Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda demokratik hukuk devleti ilkesi gereklerinin iyileÅŸtirilmesi yönünde pratik anlamı olan bir deÄŸiÅŸiklik yapılmamıştır. Yapılan tarafsızlığın saÄŸlanması deÄŸil, belli bir siyasi tarafın üstünlüğünün saÄŸlanması, bağımsızlığın saÄŸlanması deÄŸil, belli siyasi görüş ve gruplara baÄŸlılığın arttırılmasıdır. Bu baÄŸlılık özellikle seçim sisteminin sonucu meydana gelecek bir baÄŸlılıktır.

 

  • Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliÄŸi için öngörülen seçim sistemi içinde hâkim ve savcılar arasında, siyasi vb. görüş farklılıklarına dayalı örgütlenmeler artacaktır. Bu örgütlenmeler resmi veya gayrı resmi olabilir. Örgütler, kendi adaylarını deklere edecekler ve oy isteyecekler, adaylar deÄŸil ancak onlar adına örgütler vaatlerde bulunacaklardır. Hukuki örgütlenme modellerine geçmiÅŸte olduÄŸu gibi gelecekte de kanunla müdahale edilebilir. Tabi her zaman için en büyük örgütlenme Adalet Bakanlığı bürokrasisi olacaktır. İşte, asıl amaçlanan da, pratik ve çabuk sonuç doÄŸuracak propaganda yapıp vaatlerde bulunabilecek tüm yurda yaygın Adalet Bakanlığı örgütlenmesinin seçimlerde mutlak hâkimiyet saÄŸlayabilmesidir.

 

  • Düzenleme askere sivil yargı iddiasını taşımakla birlikte askeri yargının tüm kurumlarının mevcudiyeti korunmaktadır.

 

  • Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Yüksek Askeri Åžura kararları ve CumhurbaÅŸkanının tek başına tesis ettiÄŸi iÅŸlemlere karşı da hiçbir istisna olmaksızın dava hakkı tanınmalıdır.

 

  • Grev ve toplu sözleÅŸme hakları sendikal hakların doÄŸal bir sonucu olup, bu hakları kapsamayan bir sendikal hakkın dernek kurma hakkından farkı bulunmamaktadır. Grev ve toplu sözleÅŸme haklarının anayasal düzenlemeye kavuÅŸturulmasından önce, kamu personel reformu yapılmalı veya anayasayla grev ve toplu sözleÅŸme hakkı tanındıktan sonra bu reform için bir süre öngörülmelidir.

 

  • İdari yargı sisteminin (yolunun) olduÄŸu ülkelerde, ombudsmanın varlığı ve fonksiyonu hususlarının tartışılması gerekmektedir. İptal ve tazminat davaları yoluyla etkili sonuç alınan yargı yolu yanında ve idari yargıyla birlikte ombudsmanın varlığının sonuçları ne olacaktır?

 

  • Uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu Anayasayla kapatılmamış, kanunla kapatılabilmesine cevaz verilmiÅŸti. Yani bu sınırlamanın kaldırılması için Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi zorunlu deÄŸildi. Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi tercihi tek başına eleÅŸtirilebilir nitelikte deÄŸil. Ancak bu tercihin sonucu, 657 sayılı Kanun’da Anayasaya uyum deÄŸiÅŸikliÄŸi yapılması gerekecektir.

 

İncelememizin sonucunda, Anayasada 5982 sayılı Kanun’la yapılan değişikliklere ilişkin olarak aşağıdaki tespit ve görüşlerimizi paylaşabiliriz.

  • Amacı, demokratikleÅŸme ve bu demokratikleÅŸmenin gereÄŸi bir yargı reformu deÄŸildir. Halkoylamasına gidilmesi anayasa deÄŸiÅŸikliklerinin kendisinden daha önemlidir ve hedef halkoylamasıdır. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını hedef alan, siyasi ve stratejik düzenlemelerdir.
  • Anayasanın tanımı gereÄŸi zorunlu bulunan toplumsal mutabakat aranmamış ve saÄŸlanmamıştır. İktidardaki siyasi partinin iradesinden ibarettir.
  • Sembolik olarak Geçici 15. madde kaldırılmış, ancak 12 Eylül İhtilalı’nın getirdiÄŸi Anayasal Kurumlar korunmuÅŸtur.
  • Pakette yer alan sözde bir takım demokratik açılımlar da propaganda malzemesi elde etmek amacıyla sınırlıdır. DemokratikleÅŸme adı altında getirilen düzenlemeler eksik, yetersiz ve bazı alanlarda demokratik hak ve özgürlükleri daha da geriye götüren niteliktedir.

İsterseniz yorum yapabilir , veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz .

Henüz Yorum Yok “Türk Hukuk Enstitüsü Anayasa DeÄŸiÅŸiklikleri Raporu”

Yorumunuzu Belirtin