Danıştay’ın referandum arefesinde yeniden nükseden yargıya dönük siyasi ithamlara iliÅŸkin açıklamasına Adalet Bakanlığı anında cevap verdi.

Danıştay Açıklaması
Yüzyılı aşan onurlu bir geçmişe sahip Danıştayın, Cumhuriyetimizin ve hukuk devletimizin temel güvencelerinden birisi olduğu unutulmamalı, Danıştaya yönelik eleştiri ve değerlendirmelerde, yargı yerini ve onun mensuplarını zan altında bırakıcı açıklamalardan özenle kaçınılmalıdır.
Anayasal bir kurum ve yüksek bir mahkeme olan Danıştay, siyasi tartışma ve çekişmelerin içine çekilmeye çalışılmamalıdır.
Danıştayın, anayasal görev ve yetkileri çerçevesinde verdiği kararlarına, başta Sayın Adalet Bakanı olmak üzere Devlet adına yetki kullanan kişilerce saygı gösterilmelidir.
Danıştay kararlarının basın ve yayın organlarında, yüzeysel bilgilere dayalı olarak tartışılması, eleştiri sınırları aşılarak suçlama getirilmesi ve yargı kararlarının yakın bir zamanda yapılacak olan referandum sonucunu etkilemeye yönelik bir malzeme olarak kullanılması doğru değildir.
Son zamanlarda iyice sıklaşan açıklama ve beyanlar, Danıştay olarak yargı bağımsızlığının korunması, yargı kararlarına saygı gösterilmesi konusundaki öneri ve beklentilerimizin göz ardı edildiğini, hatta önemsenmediğini bir daha göstermiştir.
Her fırsatta Danıştaya yöneltilen bu olumsuz beyan ve suçlamalara cevap vermeyi, yüksek yargı yeri olmanın itibarına uygun bir davranış olarak görmediğimiz gibi; bir yargı organının bunların hepsine cevap vermek için mesaisini sarfetmesi de mümkün değildir.
Halkın hukuka güvenini ve saygısını artıracak söylemler yerine; yargıyı, yasama ve yürütmenin faaliyetlerine engel bir organmış gibi göstermenin ve bu manada kamuoyuna şikayet ederek yargı yerlerini savunma durumuna düşürmenin hukuka saygılı devlet yönetiminde yeri yoktur.
Milletimizce, yargı yerlerine duyulan güvenin ve gösterilen saygının örselenmesinden, sadece yargı erkinin değil Devletimizin zarar göreceği akıllardan çıkarılmamalıdır.
Adalet Bakanlığının Cevabı
Bakanlığımız her zaman olduğu gibi bugün de, hukuk devletine bağlı ve yargı kararlarına saygılı olmaya ve yargı kararlarını eksiksiz olarak uygulamaya devam etmekte olup, yargıya zarar vermenin devlete zarar vermek anlamına geleceğinin bilincindedir.
Sadece yasama ve yürütme değil, yargı da dahil olmak üzere, bütün kamu kurum ve kuruluşları hukukun üstünlüğüne inanarak ve hukuk devleti ilkesine bağlı kalarak, anayasa ve yasalardan kaynaklanan yetki ve görevlerini, yine anayasa ve yasalara uygun bir biçimde objektif olarak yerine getirmek durumundadır.
Benzer olaylarda, kurumlara ve şahıslara göre değişebilen farklı kararları eleştirmek, çelişkileri ortaya koymak, yorum yapmak, hukuka ve yargı kararlarına saygısızlık anlamına gelmemektedir.
Nasıl ki, yasama ve yürütme kendisine yöneltilen tenkit ve eleştirileri olgunlukla karşılayıp, demokrasinin bir gereği olarak kabul ediyor ise, yargı da kararlarına karşı yöneltilen eleştirileri aynı olgunlukla karşılayıp, bunu özeleştiri için bir fırsat olarak değerlendirmeli, evrensel ve ideal hukuka ulaşmada bir araç olarak kullanmalıdır. Aksi düşünce, hakimleri kutsamak ve yargı kararlarını da dogma olarak kabul etmektir. Bunun sonucu da, yargıçlar devleti (jüristokrasi) dir.
Yargıya duyulan güvenin ve gösterilen saygının, dolayısıyla yargı erkinin zarar görmemesi için herkesten önce yargı kurumları ile mensuplarının yargılama süreci ve sonrasında daha dikkatli ve özenli davranmaları, kamu vicdanındaki adalet duygusunu zedeleyici, tarafsızlığı gölgeleyici karar ve uygulamalardan da titizlikle kaçınmaları gerekmektedir.
…