Friday, February 10, 2012 14:21

Cuntacıların düzenlemesini mumla arayan çıkar mı?

Posted by on Cumartesi, Eylül 4, 2010, 0:54
Bu Yazı GÜNDEM Kategorisinde ve 0 Yorum var .

Yargı tarafsız ve bağımsız mı?

Hangi görüşü savunuyorsanız, onlarca örnekle tezinizi kuvvetlendirebilirsiniz…

Yavuz Semerci

Bu alana girip, bir sonuç üretmeye kalktığınızda tablo grileşiyor, kararıyor, yönlendirme ve etkilenme alanına açık hale geliyorsunuz.

En nihayetinde, bağımsız bir yargı arayışına çıkan AK Parti, yargının idari üst kurumu HSYK ve muhalefetin arka bahçesi olmakla suçladığı Anayasa Mahkemesi’nin yapısında önemli değişiklikleri referandum kanalıyla önümüze koydu.

Önümüze konan maddeler bir reforma mı işaret ediyor, yoksa yeniden biçimlendirme yöntemiyle bu yapıların üzerine sinen AK Parti karşıtlığını mı yok ediyor? Ve iktidara bağımlı yeni bir yapı mı oluşturuyor?

Yargı reformu diyorsanız, değişecek maddelerin yargı, yürütme ve yasama arasındaki kuvvetler ayrılığını güçlendireceğine inanıyorsunuz demektir.
Yargıyı kendi haline bırakmanın, siyasi mekanizmaların etkisinden kurtarmanın ve hukukun üstünlüğünü çalıştırmasına katkı yapacak mekanizmaları oluşturmanın, yargıyı bağımsızlaştıracağını bir önkoşul olarak kabul edenlerdenim.
Bu açıdan HSYK değişiklikleri incelendiğinde karşımıza ne çıkıyor?

*

1) Cuntacıların Anayasa’sında yer alan maddeye göre; Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun başkanı Adalet Bakanı’dır. Adalet Bakanı Müsteşarı da kurulun tabii üyesidir. Bu uygulama değişti mi? Hayır…
2) Cuntacıların Anayasa’sında yer alan maddeye göre; bir mahkemenin veya hâkimin veya savcının kadrosunun kaldırılmasını veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesini Adalet Bakanı isteyebiliyor. Ve HSYK da bunu karara bağlıyor.
Yeni maddeye göre HSYK üç daire halinde çalışıyor. Ama bu uygulama aynen geçerliliğini koruyor. Ve ek bir madde geliyor ve deniliyor ki: “Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (hâkimler için idari nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin (bu daire toplantılarına Bakan kurul başkanı sıfatıyla katılamıyor) teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanı’nın (yani bakanın) oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılır.

*

Yani bir yargı mensubunun suç işleyip işlemediğine yönelik bir soruşturma (ya da şikâyetler, suç duyuruları) kurulun kabul etmesi halinde bile ancak Adalet Bakanı (yani siyasi bir kişi) olur verirse gerçekleşebiliyor. 12 Eylül Anayasası’nı hazırlayanların bile Anayasa- ’ya koymaya cesaret edemedikleri bir uygulama.

3) Kurul müfettişlerini kim atıyor? Değişiklik maddesine göre müfettişleri Kurul atıyor. (Bu elbette olumlu.) Başkan vekili de şöyle seçiliyor. Kurul üç aday (birinci sınıf hâkim ve savcılardan oluşan) öneriyor. Bakan birisini seçiyor. Mevcut Anayasa maddesinde siyasi bir seçici yoktu… Ayrıca Danıştay ve Yargıtay’dan gelen üyelere hükümetlerin diş geçirmesi (koruyucu maddeler nedeniyle) kolay değildir. Muş’tan, Hakkâri’den ve diğer bölgelerden HSYK’ya seçilecek hâkim ve savcıların ise hükümetlerden gelebilecek etkilere karşı sıfır koruması vardır.

*

HSYK’da yapılacak değişiklikleri demokratikleşme ve yargının bağımsızlaşması olarak görenlerin temel argümanı, kurul üyelerinin sayısının artırılması ve seçiminde gerçekleşen değişiklik oluşturuyor.
Şu anda 7 kişilik kurul, (ikisini Adalet Bakanı ve müsteşarı oluşturuyor) 22 üyeden oluşacak. 4 üyeyi, hukuk dalında görev yapan öğretim üyeleri ve avukatlar arasından Cumhurbaşkanı seçiyor. 3 üyeyi Yargıtay Genel Kurulu, 2 üyeyi Danıştay Genel Kurulu, 1 üyeyi Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu, 7 üyeyi (birinci sınıf olan) adli yargı ve savcılar arasından adli yargı ve savcıları, 3 üyeyi de bu kez idari yargı ve savcıları seçiyor.

Yani 22 kişilik kurul üyeleri arasından (siyasi tercih yapabilecek Cumhurbaşkanı ve Türkiye Adalet Akademisi, Adalet Bakanı ve Müsteşarı dışarıda bırakılırsa) 14 üye yargı mensupları tarafından geniş bir katılımla seçiliyor.

*

Yargının üst yönetim organını oluşturan üyeleri geniş katılımla seçmenin yargıyı nasıl bağımsız yapacağını anlayamadım. Olsa olsa bu, kurulun toplumsal duyarlılıklara daha fazla hassasiyet göstermesine yol açar ama bağımsız yapmaz… Bugün AK Parti, yarın CHP veya MHP iktidara geldiğinde kurulun işleyişine dünden daha fazla müdahale edilebilecek yeni bir sistem kuruluyor. Bağımsız yargı kavramını, siyasi etkiden uzak olması şeklinde tanımlıyorsanız, bu değişiklik maddesi bir reform değildir. Hatta geriye gidiş bile denebilir. Kurulun geniş katılımla toplanması, olsa olsa, bu kurul içindeki iktidar karşıtlığını dağıtır. Ama iktidar bağımlılığını artırır…

*

Anayasa değişikliğinden “evet” çıkması durumunda kendi içinde demokratik bir yarış ile seçilen yargı temsilcilerinin daha fazla iktidar bağımlısı olması artık kaçınılmazdır… 12 Eylül’ün otoriter rejiminin istediği, yargıyı yönetecek bir siyasi yapıydı. Bu anlayışı yıkmak ve özgürlükleri genişletmek için hareket eden hükümetin, “Yargı kendi içinde daha demokratik, bana ise daha fazla bağımlı olsun” dediğine inanmak zor…

Bu gerçeği demokratikleşme olarak görenlere sözüm yok elbette.

 HABER KAYNAĞI

İsterseniz yorum yapabilir , veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz .

Henüz Yorum Yok “Cuntacıların düzenlemesini mumla arayan çıkar mı?”

Yorumunuzu Belirtin