Wednesday, February 8, 2012 12:34

Başsavcılığın Dinleme Değerlendirmeleri

Posted by on Çarşamba, Eylül 8, 2010, 1:55
Bu Yazı GÜNDEM Kategorisinde ve 0 Yorum var .

Ankara Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı’nın, Yargıtay ve Danıştay BaÅŸkanlıklarının telefonlarının dinlenildiÄŸi iddiasıyla yaptığı soruÅŸturmada, “kovuÅŸturmaya yer olmadığına” karar verildi.

Ancak kararda, özel hayatın öneminden ve insanlardaki dinlenilme kuşkusunun sonuçlarından, mevzuattaki ve uygulamadaki eksikliklere, TİB ve BTK gibi devlet kurumlarının eksiklikleri ve yetersizlikleri ile yapılacak dinlemelerde ortaya çıkabilecek tehlikelere de işaret edildi.

BaÅŸsavcıvekili Nuri YiÄŸit tarafından verilen “takipsizlik” kararında, TİB’in zaman zaman incelenmesi ya da gerek görülmesi üzerine denetlenmesi yerine, yasal düzenleme yapılarak ve mutlaka bir hakim tarafından iÅŸlemlerinin denetlenmesi gerektiÄŸi vurgulandı.

CMK’da yasa dışı gözaltı, yakalama ve hatta tutuklama için sorumlular hakkında tazminat sorumluluÄŸuna iliÅŸkin yasal düzenlemeler olduÄŸu halde yasa dışı dinleme yapanlar için CMK’da tazminattan söz edilmemiÅŸ olmasına dikkat çekilen kararda, yasa dışı dinleme yapan ya da dinleyen memurlar için soruÅŸturmaların izne tabi tutulduÄŸu, oysa bu soruÅŸturmaların doÄŸrudan ve izne tabi olmadan yapılması gerektiÄŸi belirtildi.

Telefon dinlemelerinin, telefon numarası üzerinden yapılması yerine IMEİ numarası üzerinden yapıldığı kaydedilen kararda, “Bu durumda herhangi bir numarayı kullanan IMEI numarası üzerinden dinleme kararı alındığında o IMEI numarasını kullanan çok sayıda telefon aynı anda dinlemeye alınmakta ve hakkında tedbir kararı talep edilmediÄŸi halde birçok kiÅŸinin telefonunun dinlenmesi gibi çok sakıncalı bir iÅŸlem yapılmasına yol açılmaktadır” denildi.

“Yasal düzenleme yok”

Adli amaçlı iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin idari ve disiplin soruşturmalarında ne şekilde kullanılabileceklerine dair yasal
düzenleme yapılmasının faydalı olacağı değerlendirmesinde bulunulan kararda, şu görüşlere yer verildi:

“Telefon ve alan dinlemesi yapabilen teknik araçların ithali ve varsa yurt içindeki üretim ve satış yerlerinin kimlerin kontrolünde bulunduÄŸuna, ithal edilen, üretilen ve satılan profesyonel teknik takip araçlarının kimlerin elinde olduÄŸuna dair kayıtların tutulmamış olması nedeni ile özel hayatın gizliliÄŸi ve haberleÅŸme özgürlüğünün ve gizliliÄŸinin ihlaline adeta zemin hazırlandığı kanaatine varılmıştır.

Çünkü bu tip teknik araçların alımı satımı ve ithali ve kullanımının yasal olarak açıkça düzenlenmesi halinde ihlallerin kim ya da kimler tarafından yapıldığı daha kolay tespit edilebilecektir.

Oysa bu tarz düzenlemelerden yoksun halde soruşturma yapan yargı makamları, gelişen teknoloji ve özellikle internete verilen yasa dışı veriler ile etkin mücadele yapmakta güçlük çekmektedir.

Bu durum, toplumda yaÅŸayan bireylerin kendilerini güvensiz hissetmelerine adalete ve yargıya olan güvenin sonuç olarak sarsılmasına yol açmaktadır. Bu nedenle bu tip teknik araçlar konusunda denetim imkanlarını kolaylaÅŸtırıcı yasal düzenleme yapılmasının faydalı olacağı deÄŸerlendirilmektedir.”

“Dinleme sayısı artıyor”

CMK’nın 135. maddesinde ve Adalet Bakanlığınca çıkarılan 14.02.2007 tarihli yönetmeliÄŸin 6. maddesinde talep için aranan ÅŸartlar açıkça gösterildiÄŸi halde aÄŸustos 2006′dan ÅŸubat 2009′a kadar baz istasyonlarına iliÅŸkin toplam 17.813 adet sorgu gerçekleÅŸtirildiÄŸinin, Devlet Denetleme Kurulunca tespit edildiÄŸi kaydedilen kararda, “Mevzuat bu kadar net düzenlenmesine raÄŸmen, talep ÅŸartlarını haiz olmayan çok miktarda baz istasyon sorgusunun yapılmış olması düşündürücüdür” görüşüne yer verildi.

Kararda, dünyada kiÅŸiler arasındaki konuÅŸmaların tespit edilmesi ya da kaydedilmesi için “GSM scanner, lazerle dinleme, kablosuz ses ve görüntü aktarımı, casus cihazlar, SMS catcher, ses kayıt cihazı, bilgisayar üzerinden iletiÅŸim takibi, sabit telefon, cep telefonları, cep telefonları içindeki yazılımlar, konum belirleme, küresel konum belirleme, internet üzerinden yer tespiti, telefon görüşmeleri üzerinden konum belirleme, istihbarat uyduları ve uçakları, içerik takibi, parallel telephone transmitter, telefon ahizesi veya kablosuna dinleme aparatı yerleÅŸtirilmesi, casus yazılımlar, havadan dinleme, belirli kelimeler geçen görüşmeler seçilerek yapılan kayıtlar, ortam dinleme, böcek diye tabir edilen cihazlar, vakumlama, detect ear, lazer dinleme yöntemi, kızılötesi uzaktan dinleme sistemi V2, elektronik iletiÅŸimde içerik takibi, bilgisayarda kamera bulunması durumunda, bilgisayar monitöründeki görüntüler, Echelon ve teknik takip” gibi yöntemlerin kullanıldığı saptamasında da bulunuldu.

Kararda, Türkiye’de, 2007 yılında adli dinleme sayısı 63 bin 576 iken bu sayının, 2008 yılında 90 bin 163′e, 2009 yılında ise 142 bin 135′e ulaÅŸtığı, buna göre dinleme sayısının her yıl yüzde 50 oranında artış gösterdiÄŸi belirtildi.

2008 yılında 29 bin 749, 2009 yılında 53 bin 536 telefon numarasının örgüt kurma ve yönetme suçu kapsamında dinlemesinin yapıldığı ifade edilen kararda, bir örgütü kuran kişiyle birlikte yöneten 3-4 kişinin olduğu varsayılırsa bir örgüt için 5 kişinin dinlenildiği, buna göre 2009 yılında yaklaşık 200-250 bin kişinin örgüt kurduğu ve yönettiği gibi bir sonucun ortaya çıktığı kaydedildi.

“CumhurbaÅŸkanı dahi dinlenilebilir”

Önleyici denetlemelerde, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda ve 2803 sayılı Jandarma TeÅŸkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nda bu tedbirlere baÅŸvurulabilmesi için katalog suçların sınırlı ve dar tutulmuÅŸ olmasının, tek başına yeterli bir güvence oluÅŸturmadığı vurgulanan kararda, mevzuatta önleme amaçlı iletiÅŸimin denetlenmesi iÅŸlemlerinde bu tedbirin hangi kiÅŸiler için uygulanmasının mümkün olamayacağına dair bir düzenleme bulunmadığı belirtildi.

Kararda, ÅŸunlar kaydedildi:

“Mukayeseli hukukta çeÅŸitli kamu görevlileri ve makamları için düzenlenen muafiyetler yönünden ilgili bölümlerde gerekli açıklamalar yapılmıştır. Ülkemizde bu yönde açık bir düzenleme bulunmamış olması nedeni ile ileride yapılan faaliyetlerin denetlenmesi ve toplum genelindeki endiÅŸelerin saÄŸlıklı ÅŸekilde giderilebilmesi açısından mutlaka yasak kapsamının belirlenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Kamu düzenini daha ağır şekilde bozan, suç şüphesi altında olsalar bile haklarında yasal işlem yapılabilmesi için belirli prosedürlerin bulunduğu bir kısım kamu makamları ve görevlileri hakkında, daha tehlike aşamasında önleyici amaçlı olarak temel haklarına ağır müdahale sonucu doğuran işlemlerin herhangi bir prosedür uygulanmaksızın yapılabilmesi ihtimali bile muğlak, endişe verici, kriz yaratıcı sonuçlar doğurabilecektir.

Bir ülkede önleyici amaçlı olsa dahi örneğin Cumhurbaşkanının, Başbakanın, Genelkurmay Başkanının iletişimin denetlenebilmesinin hukuken mümkün olduğunun kabul edilmesi, bu işlemlere tevessül edilmemiş ve edilmeyecek olsa dahi hukuki güvenceden yoksun halde bırakılmış olması mevzuatta endişe verici mahiyette boşluk bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Bu nedenle ile örneÄŸin CumhurbaÅŸkanı, milletvekilleri, yüksek yargı mensupları, silahlı kuvvetlerin yüksek komuta kademesi, Hakim ve Cumhuriyet Savcıları, mülki idare amirleri gibi kanun koyucu tarafından takdir edilecek bazı kamu görevlileri ve makamları yönünden yasal düzenleme yapılarak ya tam muafiyet ya da belirli uygulanması gereken prosedürler getirilmesinin kurumlar arası iÅŸ birliÄŸinin verimli olarak yürütülmesi açısından faydalı olacağı deÄŸerlendirilmektedir.”

“Yüksek mahkemelere ait 2115 telefon araÅŸtırıldı”

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, ileri sürülen iddiaların tamamını inceleyerek, gerekli soruşturma işlemlerini tamamladığı belirtilen kararda, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

“Adalet hizmetlerinin gerçekleÅŸtirilmesinde baÅŸta temyiz incelemeleri olmak üzere üst düzeyde görev yapan yüksek mahkemelerimizin tüzel kiÅŸiliklerinin, üyelerinin ve bu kurumlarda görev yapan hakim ve Cumhuriyet savcılarının bu görevlerini sürdürürken yasa dışı dinleme ve izleme iÅŸlemlerine maruz kaldıklarından şüphelenmeleri bile çok ciddiye alınması gereken bir durumdur.

Yüksek mahkemelerde hakimlik ve savcılık mesleğini icra eden kamu görevlilerinin bu görevlerinin ifası sırasında özel hayatları ile haberleşme özgürlüğü ve gizliliklerine yasa dışı olarak müdahale edilebileceği hususunda en küçük bir kuşku ve endişeye dahi düşmemeli ve düşürülmemelidir. Aksi halde bu kuşku ile adalet hizmetlerinin yürütülmesi imkansız hale gelebilecektir.

Cumhuriyet BaÅŸsavcılığımız bu ciddiyetin farkındadır ve iddiaların gerçek olup olmadığı hususunda bilimsel, teknik ve hukuki tüm gerekleri hassasiyetle araÅŸtırmıştır. Yüksek mahkemelerimize ait 415 harici ve 1700 dahili olmak üzere toplam 2115 adet telefon soruÅŸturma kapsamında tek tek iddialar yönünde araÅŸtırmaya dahil etmiÅŸtir. Ayrıca Yargıtay BaÅŸkanlığından alınan yazılı muvafakat ile tatbiki olarak dinleme ve kaydetme iÅŸlemi yapılmıştır.”

Kararda, iddialara iliÅŸkin, kamu davasının açılmasını gerektiren somut delil ve yeterli şüphe bulunulmaması nedeniyle “kovuÅŸturmaya yer olmadığına” karar verildiÄŸi kaydedildi.

Başsavcılığın açıklaması

Yargıtay Cumhuriyet BaÅŸsavcılığından yapılan açıklamada, BaÅŸsavcılık santralinin bulunduÄŸu Kavaklıdere binasının Yargıtay BaÅŸkan ve üyelerinin bulunduÄŸu Bakanlıklar’daki Yargıtay binasından fiziken ayrı olduÄŸu, Yargıtay üyelerinin dinlenmesinin teknik olarak mümkün olmadığı bildirildi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosundan yapılan yazılı açıklamada, bugün bazı basın organlarında, yasa dışı dinlemelere ilişkin yapılan haberlerin içeriğinde yer alan takipsizlik kararında sözü edilen bilirkişi raporunda belirtildiği gibi kurumun santralinde bulunan en çok 4 dahili abonenin (numaranın) dinlenebilmesi özelliğinin ileride Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yönelebilecek tehdit ve hakaretlerin önlenmesi, gerektiğinde suç duyurusunda bulunulması amacı ile gerçekleştirildiği ve raporunda belirtildiği gibi bugüne kadar hiçbir zaman aktif hale getirilmediği belirtildi.

Açıklamada, “Kaldı ki Yargıtay Cumhuriyet BaÅŸsavcılığımız santralinin bulunduÄŸu Kavaklıdere binası Yargıtay BaÅŸkan ve üyelerinin bulunduÄŸu Bakanlıklar’daki Yargıtay binasından fiziken ayrı olup, Yargıtay üyelerinin (sadece dahili aboneyi dinleme özelliÄŸine sahip baÅŸka bir bina santralinden) dinlenmesi teknik olarak mümkün deÄŸildir” ifadelerine yer verildi.

Gerçeker’in açıklaması

Bu arada, Yargıtay BaÅŸkanı Hasan Gerçeker, “Güvenlik tedbiri olarak baÅŸka kurumlarda kayıt yapan santrallerin olduÄŸunu biliyoruz. Bizim santralimizde bu özellikte mi bilemiyorum” dedi.

Gerçeker, Yargıtay’dan ayrılırken gazetecilerin sorunlarını yanıtladı.

Bir gazeteci tarafından “Yargıtay’ın santralinin dinleme özellikli olduÄŸunun bilirkiÅŸi raporuyla tespit edildiÄŸinin” anımsatılması üzerine Gerçeker, söz konusu bilirkiÅŸi raporunu incelemediÄŸini, ilgili görevlilerin raporu inceleyeceklerini, inceleme bittikten sonra bir deÄŸerlendirme yapmasının daha doÄŸru olacağını söyledi.

Bazı kurumlardaki santrallerin kayıt alma özellikli olduÄŸunu ifade eden Gerçeker, “Güvenlik tedbiri olarak baÅŸka kurumlarda kayıt yapan santrallerin olduÄŸunu biliyoruz. Bizim santralimizde bu özellikte mi bilemiyorum. Ama kayda alındığı kiÅŸilere bildiriliyor. Bunun yasallığı da nedir, ne deÄŸildir bilemiyorum” dedi.

Bir gazetecinin, “Adalet Bakanlığından bugün bir yazılı açıklama yapılarak ‘adli yıl açılışındaki konuÅŸmanın objektiflikten uzak olduÄŸu’ deÄŸerlendirmesinde bulunulduÄŸunun” söylemesi üzerine de Gerçeker, “Onlar da o ÅŸekilde kendi düşüncelerini açıklıyorlar” dedi.

Gerçeker, “Yargıtay üyelerine ait olduÄŸu iddia edilen ses kayıtlarına iliÅŸkin soruÅŸturmaların aÅŸamasının” sorulması üzerine de Ankara Cumhuriyet BaÅŸsavcılığının soruÅŸturmayı sürdürdüğünü, BaÅŸsavcılıktan bir cevap gelmesi halinde Yargıtay’daki soruÅŸturmanın da neticelendirileceÄŸini kaydetti.

 HABER KAYNAĞI

İsterseniz yorum yapabilir , veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz .

Henüz Yorum Yok “BaÅŸsavcılığın Dinleme DeÄŸerlendirmeleri”

Yorumunuzu Belirtin